İsmim Melik Ahmet Sayman. ÖSS sınavına girene kadar nüfus cüzdanım dahil her türlü dersane, okul, sağlık karnesi vb. isim kaydı gerektiren yerlerde Ahmet Melik yazdığı için hep Ahmet adını kullandım. Devlet kayıtları nete aktarınca ÖSS belgesi için T.C no’mu kontrol edeyim dedim ve gördüm ki adım meğersem Melik Ahmetmiş(!). Adımın bile böyle değişik bir hikayesi var anlaşılacağı üzere. O yüzden kimi yazılarda kendimi anlattığım kısımlar abartı değil gerçektir şimdiden söyleyeyim…
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Elektrik-Elektronik Bölümü son sınıfı öğrencisiyim. Aslında ortaokulda periyodi cetveli ilk gördüğümden beri kimya mühendisi olmak istiyordum ve hala istiyorum ancak kaderin cilvesimi demeli, çok farklı bir bölüm okuyorum. Çok memnunum gene olsa aynı okulda aynı bölümü okurum. Bölümüm dışında programlamaya da oldukça ilgiliyim. C++, Java ve Assembly konusunda işime yarayacak hemen herşeyi bildiğimi düşünüyorum.
En pis özelliğim, bilgisayar oyunları konusunda oldukça iddialı olmamdır. Yaş beş, hafıza çalışmaya başlamış dayımdaki Amiga ile oyun oynamaya başladım. Ardından Sony’nin 8-bitlik aterisidir, 16-bit Mega Drive’dır, ilk PC’mdir aldı başını gitti bu oyun çılgınlığı. Efsanevi şekilde anlatılan bilgisayar yıllarında yaşamadığım için o konulara girmeyeceğim ama PC’lere çıkan ilk oyun ile bu aleme daldığımdan siteye ekleyeceğim yazılarda oldukça iddialı olacağım. Ne kadar oynadığımdan çok neleri ve nasıl oynadığımı anlatacağım. İlkokulda keyfi oyun incelemeleri yazmaya başladım ve oldukça basit ve sıkı gelince işi tamçözümlerle ilerlettim. Çıkmış tüm klasik macera oyunlarını oynadım (kimilerini çıktığı yıllarda) o yüzden ingilizcem gayet güzel gelişti ve bilgisayar oyunlarının faydalarından güzelce yararlandığımı düşünüyorum. Yazdığım tamçözümler, incelemeler olsun oyunlar konusunda fikirlerim ve yorumlarımda da oldukça iddialıyım. Zaten tüm yazılarım tanınan hemen hemen tüm sitelerde kendi ismimle yayınlandı. Halen yazdığım pek çok tamçözüme, derinlik ve ayrıntı açışından, aşık atak başka çözümler yazılmadığı konusunda da iddialıyım. Kimi oyunları sırf adam gibi Türkçe çözümü yok diye oturup yazdım. Neyse, kısacası blog’umdaki bilgisayar oyunları ile ilgili yazılarımın, yakın zaman oynamaya başlamış yeni yetme yazar gibi uçuk olmayacağını, gerçek deneyimlere dayalı olacaklarını anlatmak istiyorum. Bir sıkıntı olursa sözümün sonuna kadar arkasındayım…
Başka bir konu, yaşıtlarım olan herkesin (hayır diyenlere kesinlikle inanmıyorum) ortaokul yıllarında bir Pokémon macerası olmuştur. Öncesinde de Türkiye’de gösterilen animeler vardı (Dragonball’a girmeyeceğim pek beğenmemiştim vaktinde) ancak Pokémon’la başlayan bu anime tutkum üniversiteye gelmemle iyice harlandı. Bu konuda uzman olduğumu iddia edemem sonuçta ve yıllar sonra içine girdiğim bir alem ancak bu konularda da bol bol yazı yazmayı planlıyorum.
Aslında bu yazı “Hakkımda…” başlığına uymadı gibi. Genel tanıtım yazmak lazımdı ama ben daha çok kişilerin “Adam bunları yazmış da kim ki bu?” diyeceklerini (haklı olarak tabi) düşündüğümden “Yazıyorum tamam amaaaa boş değilim!” tadında olmasını istedim.
Türkiye’ye ilk internet geldiğinden beri içerisindeyim. (Benden kaynaklanmıyor tabi ki babam sağolsun o da teknoloji ile yakından ilgilidir. Ziyadesinde bende payımı aldım…) 12 yaşında PHP kodları ile site yapmaya başladım daha sonra da FrontPage 2000 ile karın ağrıları çekip yine de azimle uğraşmaya devam ettim. O zamanlar şimdiki kadar kolay değildi ve açıkcası çok fazla da beceremiyordum. Java Script ile uğraşmıştım. Siteye girince farenin etrafında sitenin adının yazdığı bir kod yazmıştım ki şimdiki gibi tutorial filan bulmak da çok zordu. Bu azmim bir kaç sene sonra çıkan “şablon siteler” ile sona erdi. Bir baktım o kadar uğraştığım ve özel olduğumu düşündüren faaliyetler basit bir arayüz ile her önüne gelenin kullanımına açılmış. O yüzden internet kısmını bırakıp oyunlara geri döndüm. Peki neden şimdi açtım blog? Açıkcası sebebi vaktiyle bir arkadaşın Facebook’taki durumuna (status’u Türkçe yazam dedim kulağa garip geldi) yazılan bir yorumu çok saçma bulmam ve ardından gelişen olaylardır. Oradan elemanın hesaba gittim ve blog’u olduğunu gördüm. Son yazdığı kısacık bir yazıyı okudum ve sinirlendim. Ömrümde bu kadar bilinçsizce ve sırf yalakalığına yazılan bir yazı görmedim!(Konu ve kişiye girmiyeceğim ama meğersem adamın işi gereği böyle bir yazı yazmış)Dedim “Ülen herkesin var aha bu adam bile açmış niye benim de olmasın?” ve böylece bu blog’u açtım…
Sonuç, işte burdayız. Bindik bir alamete gidiyoz kıyamete…
7/24 konuşuyorum diyorsun bu sebeple ne zamandır blogu takip etmeme rağmen pek konuşmadığını farkettim :)